Gündem

Aydın’ın Nazilli İlçesinde Çin makamlarının Uygur Türkleri'ne yönelik uyguladığı sistematik asimilasyon politikasını anlatan bir konferans düzenlendi.

11 Şubat 2019 Pazartesi 09:57

Aydın’ın Nazilli İlçesinde Çin makamlarının Uygur Türklerine yönelik uyguladığı sistematik asimilasyon politikasını anlatan bir konferans düzenlendi. Konferansa Çin Hükümeti tarafından esir kamplarında tutulan ve 8 ay süreyle işkence gören Kazak vatandaşı Ömer Bekali ile Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Abdülmecit Celil Karluk konuşmacı olarak katıldı. 

8 AY BOYUNCA GÖRDÜĞÜ İŞKENCELERİ ANLATTI

Türk Eğitim Sen Nazilli Şube Başkanı Olgun Ergün’ün konuşması ve şiirlerin okunmasının ardından konferansa konuşmacı olarak katılan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof.Dr.Abdülmecit Celil Karluk, Doğu Türkistan ve Çin ile ilgili önemli bilgiler verdikten sonra Çin hükümetinin Doğu Türkistan Uygur Türkleri'ne yapmış olduğu asimilasyon politikası ve işkencelerini anlattı. Çin Hükümeti tarafından esir kamplarında tutulan ve 8 ay süreyle işkence gören Kazak vatandaşı Ömer Bekali de yaşadıklarını elleri ve ayakları zincirli bir şekilde geldiği Nazilli Belediyesi Mehmet Yüzügüler Kültür Merkezi'nde sahneye çıkarak kendisini izlemeye gelenlerin şaşkın bakışları altında anlattı. 

2019/02/11/dogu-turkistan.jpg

BU ZULÜM FARK EDİLSİN

Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Uygur Türkleri'nin ve diğer Müslüman toplulukların temel insan haklarını ihlal eden uygulamaların özellikle son iki yıl içerisinde ağırlaştığına ve uluslararası toplumun gündemine taşındığına işaret eden Prof. Dr. Karluk, Ekim 2017'de "Tüm Dinlerin ve İnançların Çinlileştirilmesi" siyasetinin resmen ilan edilmesinin, Uygur Türklerinin ve bölgedeki diğer Müslüman toplulukların etnik, dini ve kültürel kimliklerinin tasfiye edilmesi hedefi doğrultusunda atılmış yeni bir adım olduğunu vurguladı. Karluk, "Keyfi tutuklamalara maruz kalan bir milyondan fazla Uygur Türkü'nün toplama kamplarında ve hapishanelerde işkence ve siyasi beyin yıkamaya maruz bırakıldıkları bir gerçektir. Kamplara götürülmeyen Uygurlar da büyük baskı altında bulunmaktadır. Yurtdışında yaşayan Uygur asıllı soydaş ve vatandaşlarımız bu bölgedeki akrabalarından haber alamamaktadır. Binlerce çocuk ebeveynlerinden uzaklaştırılmış, yetim kalmıştır. Türk karasularında hayatını kaybeden Aylan Bebek kadar bile gündeme getirilmeyen bu olayların artık farkedilmesini bekliyoruz.” 

2019/02/11/dogu-turkistan_1.jpg

ÜNLÜ OZAN ABDURREHİM HEYİT'İN ŞEHADETİNİ SAHNEDE ÖĞRENDİ

Prof. Dr. Karluk, konferansın sonlarında kendisine gelen mesajla ünlü ozan Abdurrehim Heyit’in vefat haberini alınca derin bir üzüntüye boğuldu. Karluk vefat haberini izleyicisine duyurduktan sonra ozanın ölümünün 23 aydır haber alamadığı kardeşinin ölüm haberinden bile çok çok önemli olduğunun altını çizerek, “Uygurların tarihini ve kültürünü yansıtan şarkılarıyla tanınan ünlü ozan Abdurrehim Heyit, Çin'de hakkında herhangi bir suç isnad edilmediği halde 2017'de Urumçi'de gözaltına alınarak bir bestesi yüzünden 8 yıl hapse mahkum edilmişti. Değerli halk ozanı Abdurrehim Heyit'in hapishanedeki ikinci yılında vefat ettiği haberini aldık. Çok üzgünüz. Son olarak Çin makamlarını Uygur Türklerinin temel insan haklarına saygı göstermeye ve toplama kamplarını kapatmaya davet ediyoruz. Uluslararası toplumu ve BM Genel Sekreterini de Sincan bölgesindeki insanlık trajedisinin sona erdirilmesi için etkin adımlar atmaya çağırıyoruz. Eğer 2 yıl içerisinde Çin zulmüne ‘dur’ denilmezse atalarımızın yaşadığı topraklarda Uygur Türkleri tarihten silinecektir. Çin makamlarının Uygur Türklerine yönelik sistematik asimilasyon politikası, insanlık adına büyük bir utanç kaynağıdır. Çin makamlarını, Uygur Türklerinin temel insan haklarına saygı göstermeye ve toplama kamplarını kapatmaya davet ediyoruz" dedi. Konferansın sonunda konuşmacılara sendika yöneticileri tarafından birer teşekkür plaketi ve hediyeler verildi.